Why Some Formats Win? Career Ladder
Career Ladder ilk bakışta çok saçma bir format gibi duruyor. Sokakta duran bir insan, alışık olmadığımız bir merdiven dekoru ve tek bir soru: “Ne iş yapıyorsun?” Ama bu formatı ilginç kılan şey sorusu değil…
Sokak, insanların kendilerini hazırlamadığı bir alan. Performans sergilemek için değil, geçip gitmek için oradasın. Career Ladder tam olarak bu akışın ortasına, normalde oraya ait olmayan bir şey yerleştiriyor. Bir merdiven. Ne bir set, ne bir sahne, ne de açıklaması olan bir düzenek. Sadece orada duruyor. Ve bu tuhaflık merak uyandırıyor. İnsanlar duruyor. Bakıyor. Katılıyor.
Format cevaptan önce tahminle başlıyor. Sunucu karşısındaki kişiyi okumaya çalışıyor, varsayımlarda bulunuyor. İzleyici de aynı anda aynı şeyi yapıyor. Henüz kimse konuşmadan, herkes zihninde bir hikâye yazmış oluyor. Cevap geldiği anda ise o hikaye ya doğrulanıyor ya da bozuluyor.
Career Ladder, sadece birinin kariyerini bize anlatmıyor. İçimizdeki merakı tetikliyor ve tam da bu yüzden çalışıyor. İzleyici bir başarı hikayesi dinlemiyor; sokakta, plansız bir anın içinde yakalanmış bir gerçeğe tanık oluyor. “Ben de böyle tahmin ederdim” dediği an içerikle bağ kuruyor. Ardından gelen cevap bu bağı sarsıyor ve format tam da bu kırılma anı üzerinden ilerliyor.
Bir diğer önemli nokta da kontrol. Burada kimse hazır değil. Cevaplar cilalı değil, hikayeler prova edilmiş değil. Ortamın kendisi zaten insanları savunmasız bırakıyor. Bu da içeriği bir performans olmaktan çıkarıp gerçek bir ana dönüştürüyor.
Career Ladder’ın gücü sadece sokakta olmasından ya da tahmin–cevap döngüsünden gelmiyor. Video daha başlamadan izleyicinin gardını düşüren küçük ama kritik bir an var: saçma, hafif rahatsız edici ve akılda kalan o jingle.
“Hope you don’t have to hold your bladder, cause it’s time for the career ladder.”
Mantıklı değil, açıklayıcı değil ama tam da bu yüzden işe yarıyor. İzleyiciye bilinçaltından şu mesajı veriyor: “Burada kurallı bir röportaj yok.” Bu küçük giriş, hem konuğu hem izleyiciyi ciddiyet beklentisinden kurtarıyor. Sonrasında gelen cevapların daha filtresiz, daha doğal olmasının nedenlerinden biri de bu.
Career Ladder bize şunu hatırlatıyor: İnsanlar artık anlatılan hikayelere değil, yakalanmış anlara bağlanıyor. Sokakta, plansız, filtrelenmemiş bir bağlamda söylenen sözler daha inandırıcı geliyor.
Markalar için çıkarılacak ders de net. Kazanmak için daha çok anlatmak değil, daha doğru bir durum yaratmak gerekiyor. Career Ladder bir mesaj vermiyor. Bir durum kuruyor. İzleyiciyi pasif bırakmıyor, merak ederek, tahmin ederek ve şaşırarak işin içine çekiyor. Aynı zamanda normale aykırı set ortamı ve merdiven dekoru da bu meraka destek oluyor.
The Third Creative Club
Third perspective on strategy, creative & social
info@thethirdcreativeclub.com